1 Kasım 2011 Salı

Aşk Tesadüfleri Sever (2011)

Love Just a Coincidence



1977 yılında Ankara'da doğan iki çocuğun yaşamı 25 sene sonra İstanbul'da tekrar kesişir. Deniz'in çocukluk aşkı Özgür'le sıradışı hikayesini anlatan film tam bizim Türklerin seveceği türden aslında. Eski Türk filmlerindeki bu kadar da rastlantı olmaz türden. Uzun zamandır böyle bir film izlememiştim. Türk filmlerini genelde beğenmesem de son zamanlarda iyi yapımlar çıkıyor. Bu da onlardan birisi. Alaya aldığımız bu eski türk filmlerini aslında seviyormuşuz biz yahu. Belki de sinemamızda eksik olan romantik, dram türü filmlerin az olmasından dolayı bu filmi sevdik. Dikkatimi çeken bir şey filmde İstanbul ve Ankara'nın az da olsa güzelliklerini de yansıtmışlar. Oyuncuların çoğunun tanıdık olmaması hikâyeye daha bir konsantre olmanızı sağlıyor. Hikâye'ye derinden dalmak istemiyorum çünkü şimdiye kadar izleyen izlemiştir diye düşünüyorum.

Yine de biraz ucundan dokunduracağım. Bir fotoğrafçının oğlu olan Özgür ve onların mahallesine dedesini ziyaret için gelen Deniz'in başlarından geçenler bölüm bölüm filme yayılarak gösterilmiş. Deniz şimdiki sevgilisi Burak ile monoton bir hayat yaşıyordur. Ona değer vermeyen yaptığı şeyi küçümseyen bir insanla evlilik hazırlıkları yapıyordur. Özgür ise kalp rahatsızlığı yüzünden müzisyenliği bırakıp babası gibi fotoğrafçı olmuştur. Babasından farklı olarak stüdyoya bağlı kalmamıştır. Özgür'ün sahip olduğu fotoğraflardan oluşturduğu sergideki bir fotoğraf Deniz'in dikkatini çeker. O resimdeki küçük kız kendi resmidir çünkü. Hikâyemizin temel taşı da o fotoğraf oluyor zaten.

Ortak geçmişleri olan bu iki insan yıllar sonra bu fotoğraf sayesinde tekrar bir araya gelir. Kısa zamanda birbirlerinden etkileneceklerdir. Başta da söyledim hikâye o kadar rastlantılarla dolu ki film tam adına yaraşır şekilde bunu iyi kullanmış. Biraz abartı gibi olsa da. İyi bir senaryoya da sahip aynı zamanda Aşk Tesadüfleri Sever. Müziklerini de çok beğendiğimi itiraf etmeliyim. Hele o sonundaki Şebnem Ferah'ın şarkısı...

Benim filmde dikkatimi çeken bir şey daha var. Mehmet Günsür'ün saçları. Evet bu adama çok kısa saç hariç bütün saç modelleri çok yakışıyor. Filmi izlemeden önce twitter'da bu film ilk çıktığından beri Mehmet Günsür de Mehmet Günsür laflarını kızlardan duyuyordum. Hak vermek lazım onlara da :)


Filmde tek sırıtan şey eski zaman yeni zaman kavramındaki bazı tuhaflıklar. O tarihlerde olmayan bazı şeyler varmış gibi gösterilmiş. Belki de ben çok dikkatli izlediğim için dikkatimi çekti çoğu kişinin dikkatini çekmemiştir bile. Oyunculuklara gelince bir kaç tanesi iyi iş çıkarmış. Belçim Bilgin sanki biraz sırıtmış gibi geldi bana. Rolünü iyi yansıtamamış gibi. Keza Ezel dizisinde döktüren Yiğit Özşener'de sönük kalmış bu filmde. Altan Erkekli gibi usta oyuncular ise her zaman ki gibi hakkını vermiş. Bu adamın sesi tuhaf yalnız biraz. Ciddi rollere gitmiyor nedense :) Alışmışız komedi filmlerinde görmeye belkide o yüzden bize öyle geliyor. Neyse efendim fazla uzatmadan bu filmi izlemenizi tavsiye ediyorum. Hala izlemeyen varsa tabii.

1 yorum:

fjallraven dedi ki...

film temel olarak belirli bir kitleye ve belirli bir duyguyu manipüle etmeye yönelik, o yüzden olması gereken klişelerle dolu... olması gereken ögeler var diye filmi eleştirmek doğru olmaz... hikaye akışı, tempo, mizahı, dramı her şey yerinde ve dozunda... ancak en önemli öge, esaz oğlan-esaz kız arasında ikna edici bir kimya yok... mesela "Issız Adam" bu yönüyle daha iyiydi... bu filmdeki esaz oğlan-esaz kız "Issız Adam"daki çiftten daha yakışıklı-daha güzel görünse de "Issız Adam"daki çiftin kimyası daha inandırıcıydı, bu yüzden de filmi ("Issız Adam") daha çok beğenmeme sebep oldu...

Yorum Gönder

Newer Posts Older Posts